pi24.horozz.net


For more widgets please visit www.yourminis.com


Mart 1, 2008 · Kategori: pi-sel

hani kendi kendime havalara girip bişiler yapiom. ahanda buda yeni blogum. güzel bir sistemi var. e107 kullandım. bakın bakalım beğencekmisiniz.

 

http://pi24.horozz.net

Yorum (yok) Yorum yaz!

Discoteque Style vol 22 - Full Mp3


For more widgets please visit www.yourminis.com


August 27, 2007 · Kategori: pi-sel

Discoteque Style vol 22 - Commercial Trance-Euro - 2007 - 20 Mp3 - 162 Mb
01 - XTV vs Jenna C - Show Me Love (hyper deejays mix) (6:37)
02 - Brisby vs Jingles - Heaven (marc spirit remix) (6:03)
03 - Klubbingman vs Beatrix Delgado - Never Stop This Feeling (rocco vs bass-t rmx) (5:51)
04 - Micky Modellle vs Jessy - Show Me Heaven (ultrabeat remix) (5:46)
05 - Mr Bronkz vs Bronkz Brothers - Majorka 2007 (original mix) (5:27)
06 - Ravekorr vs Sander - Baila With Me (2gether x-tended) (5:55)
07 - Marc Burner - Pump Up The Volume (club mix) (4:06)
08 - Basskickerz - Kiss Me (groove-t remix) (4:11)
09 - DJ Aligator vs Kristine Blond - Angel (earthshaker remix) (5:57)
10 - Sylver - The One (extended mix) (5:11)
11 - XTV vs Jenna C - Show Me Love (ectic vs tin tin mix) (5:58)
12 - Bangbros - Bang Baby Bang (club mix) (8:17)
13 - Mika - Relax (meltrance remix) (4:24)
14 - Boozer - Ali 19 Ir (original mix) (2:55)
15 - Freddy Fader vs Gino M - Total Eclipse Of The Heart (club edit) (4:10)
16 - Sonic Alive - The Beat (original mix) (6:13)
17 - DJ Kajjin vs Estefania - Music is Fantasy (Alexbetadj Handsup Remix) (6:34)
18 - Micky Modellle vs Jessy - Show Me Heaven (kb project remix) (6:50)
19 - Brisby vs Jingles - Heaven (bigroom mix) (5:18)
20 - XTV vs Jenna C - Show Me Love (bad behaviour mix) (7:15)

Yorum (3) Yorum yaz!

Sen..


For more widgets please visit www.yourminis.com


August 11, 2007 · Kategori: pi-sel

Tamam demiştim ben.. Artık bitti bu aşk meşk işi.. Hani yaş kemala ermişti ya.. Hani tecrübemi sırtıma yüklemiştim ya.. Hani akıllı idim ya.. Bilmedim.. Bilemedim senli zamanların hayatıma gireceğini.. Bir tepeden aşağı yuvarlanır gibi tostopak senli duygularımla; kendimi gördüğüm o zirveden en alta.. Ara ara darbeler alsamda yuvarlanırken canımın acımadığını, uyuşuk kalbimin beni mutlu ettiğini farketmek çok güzel.

Ürkek duygularım vardı benim.. Artık yok.. Tüm kapılarını açtım kalbimin sana.. Artık ürkmüyorum.. Artık korkmuyorum.. Artık biliyorumki yok olmam gerekiyorsa bu sefer gülümseyerek, mutlu bir yüzle yok olurum artık. Pişmanlık yok artık.. Sonu ne olursa olsun mutluluk benim için.. Hep kardayım, hayatın alışverişlerinde artık.. Ömür tükendiğinde cebimdeki karlarımla zengin duygulara sahip biriyim.. Yaşam ticaretinde duygu alışverişinin en karlı taciri oldum senle ben.. Hoş geldin dünyama.. Hoş geldin benim olan senli yaşamıma..

Rahatım.. Biliyorumki bana aitsin.. Yolun belli.. Yol haritanda varacağın noktaya benli noktalar koyduğunu biliyorum.. Haritana çizikler atıp yolunu şaşırtmak isteselerde ezberinle bana geleceğini biliyorum.. Ve ben orda bekliyor olacağım seni.. Hiçbir yolcunun karşılanamadığı gibi karşılamak için seni.. Yüzyılların verdiği özlem ile.. Elimde aşkımızın çiçeklerinden renk renk bir demet ile.. Kokusu tüm gara yayılcak çiçekler.. Tüm gözlerin benim üzerimde olmasına rağmen senin geleceğin noktaya kilitlenmiş gözlerim ile.. Hiçkimseyi, hiçbirşeyi görmeyen gözlerim ile.. Acıkmadan, susamadan, nefes bile almadan.. Bir an ayrılsam geldiğin yorgun anı kaçırırım endişesi ile..

Kalabalık heryer.. Yanlızım.. Sen geldiğinde kalabalığım olacak.. Her yanımda sesler olacak.. Renkler, sesler anlam kazancak.. Zaman benim için senle birlikte harekete geçecek gardan kalkan tren gibi.. Ben hep seni beklemişim.. Hiç anlamadım.. Taki senli anları tadana kadar.. Ne zormuş şimdiye kadar geçen zamanlar.. Şimdi anlıyorum.. Sensiz bir hiçmişim.. Sensiz hiçbirşey bilmiyormuşum.. Sensiz sadece oyalanmışım.. Seni beklerken oyalanma.. Bilmeden beklediğini.. Hareket halinde sanarak kendini. Ne boşmuş herşey sensiz.. Şimdi anlıyorum..

An gelir donar ya herşey.. İşte o noktada yeni başlangıçlara kapılar açılır.. Donmuşum o noktada kapıların açılmasını bekliyorum.. Yeni, her kapının üstünde senin adının yazdığı.. Tüm kapıların aslında tek bir kapıya gittiği noktada.. Açıldığında senin orda olduğun kapılar.. Tatlı bir hapis gibi.. Hapsolmalarının en güzeli.. Kimsenin anlayamıyacağı kadar.. Kapının ardınaki sen.. Delice heycanla kapılarının açılmasını bekleyen ben.. Sonrası.. Biz.. İkimiz.. Ellerimiz.. Bir arada.. Bir filmin kareleri gibi ama toplamda filmin tamamı.. Belkide bir aşk hikayesi dedikleri bu..

Neden anlattım bunca tümceyi.. Aslında varmak istediğim şey çok açıktı.. Her paragrafın ilk harflerinde garda beklediğim kişi.. Kapılarımın açıldığı kişi.. Elimdeki aşk kokan ciceklerimin sahibi.. Yanlızlığımın kalabalıkları.. Zamanın gardan harekete geçeceği kişi.. Yok olduğumda yüzümdeki mutluluk gülümsemesini oluşturacak kişi. "Seni Çok Seviyorum.." derken kalbimin delice attığı kişi.. Tüm kelimelerimin, kalbimin, duygularımın, benliğimin sahibi olan.. Fazla söze ne hacet..

Yorum (yok) Yorum yaz!

Gitmek Lazım Bazan..


For more widgets please visit www.yourminis.com


August 11, 2007 · Kategori: pi-sel

Alıp gitmek lazım başını kimsenin bilmedği yerlere. Ne telefon olmalı gittiğin yerde, ne televizyon, ne bilgisayar.. Medeniyet çok uzakta olmalı.. Olmalıki özümüz olanı bulalım.. Bir başına.. Bir sen ve yine sen.. Kendi kendinle konuş***ı, kendi kendine cevap vermeli.. Yanlışlarını, yapman gerekenleri kendinle bulmalısın.. Belki rotalar çizmelisin, belkide daha önce çizdiğin rotaları değiştirmelisin.. Kimse kafanı karıştırmamalı. Karıştırmamalıki yanlışlarını, doğrularını daha iyi tespit etmelisin... Daha önce anlayamadığın, doğru olduğunu sandığın yanlışlarını tek tek cımbızla tespit etmelisin hayatındaki..

Döndüğünde bambaşka biri olmalısın.. Seni tanıyanlar, seni tanıdıklarını sanmakla ne kadar yanıldıklarını anlamalı.. Bulduğun doğruların sıkı sıkı elinde olmalı.. Kimseye müsade etmemelisin elindekileri yok etmesi için.. Yeni bir hayata başladığını beyaz bayrak ayna herkese ilan etmelisin.. Sınırlar değişmeli hayatında, kurallar değişmeli.. Öncenin verdiği başarısızlıklar aklına bile gelmemeli.. "Yaşasın onlardan kurtuldum.." diye çığlık atmalısın içinden. Kopmalısın şu an var olan herşeyinden.. Kimbilir belkide herşey daha güzel olur.. Yeni, bembeyaz, yeniden yazılcak bir sayfa ve elinde kalemin..

Nerde o yer? Varmıki? Yoksa çokmu uzaklarda? Yoksa tahmin edemiyeceğim kadar yakınlardamı? Orayı gören varmı? Tarifi, haritası? "100 km ileri git, sonra bir tabela göreceksin, ordan gir 50 km ilerde ucu göğe ermiş bir kavak ağacı var.. Yanındaki çeşmeden su içi kana kana.. Sonra devam et.. Yaklaşık 40 dakkalık bir yolculuktan sonra karşına çıkacak.. İşte aradığın yer.." Bumudur? Bilmiyorum.. Artık hiçbirşey bilmiyorum.. Tek istediğim var olan benden uzaklarda bir yerde olmak.. Ne kadarda zormuş bunu becermek..

Aklım oyunlar oynuyor bana.. Hep yenik başlıyorum.. Defalarca oynanamama rağmen bu oyunu hala öğrenemedim.. Belkide ondandır dik duramamam.. Bu yenilme sıkılmalarıma sebep oluyor.. Hep yenileceğini bilmek keyif vermiyor.. Bir ümit olmalı.. Bir ışık.. Bir ben.. Belkide sen.. Belkide ben değil değişmesi gereken sen.. Belkide ilk başta anlattıklarımı yaşaması gereken sen.. İçim bulanık.. Aklım bulanık.. Birilerinin çekip çıkarması gerek beni bu durumdan... Yoksa bu kör bataklıkta yitip gideceğim..

Namlunun ucundaki kurban misali duygularım.. Ya namluyu tutan? O ne hissediyor acaba? Keyifmi? Acımı? Acımamı? Aslında işin özü basit.. Herzaman dediğim gibi belkide... Bu dünya bana bir beden büyük geldi.. Uyum sağlıyamıyorum sanırım..

Yorum (yok) Yorum yaz!

Yanlızız..


For more widgets please visit www.yourminis.com


August 11, 2007 · Kategori: pi-sel

Yalın ayak çıktık yola bu dünyada.. Doğduğumuzda herkez mutlu oldu. Güldü sevindi. O sevinç, mutluluk yumağı içinde ilk acımızı yaşadık kıçımıza yediğimiz şaplakla. Daha gülmenin ne demek olduğunu anlamadan; ağlamayı, gözyaşı dökmeyi öğrendik. Aldığımız ilk dersti bu hepimizin. Ağlamak ve Acı.. Belkide onun içindirki gülmek zor ağlamak kolaydır. Gülücüklerimizden çok gözyaşlarımız fazladır hayatımının basamak taşlarında.. Düştükçe damlalar basamaklarımıza, kaygan bir hal alır bastığımız yerler.. Ne kadar dirensekte; bastığımız yerler gözlerimizden akan yaşlarla kayganlaşır ve ayakta durmak için daha çok emek sarfeder, yorgunluklarımız artar. Sonra çökeriz o basamaklara.. Ayakta durmak zor, oturmaksa hayatı avuçlarının içinden kaçırmaktır.

An gelir zamanın en durağan dilimlerinde kalırız. Hiçbirşey hareket etmez etrafımızda. Belkide herşey hareket eder bizse kaldığımız yerde bakarız yanımızdan geçenlere.. Elimizi uzatmak isteriz "Benide alın yanınıza.. Götürün zamanın cıvıl cıvıl olduğu dilimlere.." demek istercesine.. Oysa onlar kendi dilimlerinin hareketindedir.. Hiçbiri bizi görmez, duymaz, anlamaz.. Yapayalnızızdır o zaman diliminde.. Sessiz, renksiz, cansız, yanlız...

Neresinden tutmak lazım yaşamı çözemiyorum artık.. "Bıraktım kendi haline hayatı tutabilen tutsun.." tümcesini kendime yafta yaptım.. Yapıştı kaldı üzerime... Nasıl çıkarırım, çıkarırlar bilmiyorum.. İhale bana kaldı sanırım bu durgun zaman diliminde.. Oysa ne çok kalmıştım bu noktada.. Alıştım sanırdım.. Alışılmıyormuş bu keskin bıçak sırtına..

Lekeli hercailer solgun kaldı elimde.. Oysa daha düne kadar dimdik ayakta, canlı renklerden oluşan ışık demetlerini saçıyorlardı etraflarına.. Ne oldu onlara? Hangi hoyrat, acımasız el tarumar etti?  Hiçmi görmedi onlardaki güzellikleri? Hiçmi içinde bir damlada olsa su yoktuda, koparmak yerine o bir damla suyu koyup dahada renklenmesini sağlamadı? Yoksa lekeli hercailerimi saklamam gerekirken, uluorta çıkardım ortayada benmi aptallık ettim? Oysa ne kadarda severdim hercailerimi... Birdaha büyürlermi acaba? Kimbilir?...

Islak kirpiklerim dünyaya nemli bakmama sebep oluyor... Arada ellerimle siliyorum; hani net göreyim etrafı diye... Olmuyor.. Öylesine nemliki gözlerim ellerime bulaşıyor.. Gözlerimi ovuşturup ben silmeye çalıştıkça dahada ıslanıp gözlerimi dahada çok yakıyor.. Bu bir kısır döngü.. Tıpkı değirmen taşını çeviren at`ın değirmen taşı etrafında dönüşü gibi.. Gidiyorsun sürekli ama aynı yerdesin aslında..

Zifiri karanlık içinde yüzen yıldızlar mutlumudur acaba? Heryer karanlık, ama ben aydınlığım diye? halbuki o aydınlığı sadece kendine fayda sağlar.. Mutluluk bumudur yoksa? Karanlıkta kendi kendine ışığını yakalamak... Bir başına.. Sadece kendi ışığı içinde dansetmeye çalışanlar birgün onun içindeki koyu karanlığın önemsiz bir ayrıntısı olur oysa.. Işığın parlak olduğu anlar güzeldir, baş döndürür.. Anlayamaz birgün gücü bitecek bu kaynağın..

Issızlığın kaynağına yolculuğum.. Belki orda benim gibi bu yolculuğa çıkıp bitirmiş birileri vardırda oturup dertleşirim.. İki kadehte bişiler içip yolculuğun yorgunluğunu ve verdiği acıyıda unuturum belki... Kimbilir..

Zencefil kokulu düşlerin seni bekliyor Ado.. Son sigaranı yaktın.. Tıpkı son uzatmaları oynaman gibi. Hadi koçum kalk yat zencefil kokulu düşlerinde daha mutlu olursun.. Boşa çalım atma bu oyunda artık.. 5.0 yeniksin.. Uzatmalarda en azından beraberliği sağlamanda mümkün değil. Anla artık..

Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::